15 Ekim 2012 Pazartesi

İnanç Geni ve Tanrı Noktası


İnanç duygusu nasıl ortaya çıktı? Binlerce yıl, insanoğlunu nasıl etkiledi, yönlendirdi? Amerikalı ünlü moleküler biyolog Dean Hamer, bu sorunun yanıtını, insana fiziksel özelliklerini veren DNA kodlarında aradı. 6 yıl süren bir dizi araştırmanın sonunda da "Allah'a inanç genini" bulduğunu açıkladı.

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nde görevli olan Hamer, 1998 yılında, insanın genetik yapısının inanç üzerindeki etkisini araştırmaya başladı. Hamer, ilk olarak, genetik yapıları aynı olan "tek yumurta ikizleri" üzerinde inceleme yaptı. Ardından genetik yapıları tam olarak örtüşmeyen, ancak "aynı ortamda büyüyen" kardeşlerin inançlarını karşılaştırdı.

Tek yumurta ikizlerinde inanç gücü aynı

Araştırmaya göre, kardeşler, aynı ortamda yetişseler de farklı inançlara sahip olabiliyordu. Ancak Hamer, genetik yapıları aynı olan tek yumurta ikizlerinin Allah inancının da neredeyse "aynı" olduğunu gördü. Bunun üzerine, genler ve inanç arasında bir bağ olduğu kanısına vararak, araştırmasını bu yönde derinleştirdi.

Hamer, daha sonra, insandaki 35 bin genden hangisinin "inancı etkilediğini" bulmaya çalıştı. Yıllar süren araştırmanın ardından, "monoamin" enzimlerinin salgılanmasını kontrol eden 9 gen üzerinde yoğunlaştı.

Bilinci ve inancı yönlendiren genler

Amerikalı bilimadamı, 9 genin "en baskın" olanını bulduğunda ise, araştırmasının sonuna geldi. Hamer, VMAT2" geninin inanç kavramını yönlendirdiğini açıklayarak bu gene, "İnanç Geni" adını verdi.

Hamer'e göre, monoamin enzimleri, insanın "bilinç, algılama ve hafıza" gibi duyularını yönlendiriyor. Ancak, bilimadamının "İnanç Geni" adını verdiği gen, insanoğluna, asıl ayırt edici özelliği olan "kişisel ve evrensel farkındalık" yeteneği de kazandırıyor. Böylece insanın "evren, sonsuzluk, tanrı" gibi soyut kavramlar üzerinde düşünmesini sağlıyor. Bu yüzden, aynı "genetik yapıya" sahip tek yumurta ikizlerinde enzimler, "aynı genin kontrolünde ve tümüyle aynı biçimde" salgılandığı için "inanç yapıları" da aynı oluyor.


Dean Hamer'ın tezi, bu kadarla kalmıyor, inançla evrimi de buluşturuyor. Hamer, bu tezini şöyle anlatıyor:

"Gen tam çalışmıyorsa inanç zayıf oluyor''

"İnsan hep daha fazla yaşamak ister. Bu nedenle insanoğlundaki iyi genetik özellikler, (doğal seleksiyon yöntemiyle) sonraki nesillere aktarılır. İnanç Geni de iyi bir genetik özellik. Çünkü kendisini koruyan yüce bir varlığa inanan kişiler, hayata daha olumlu bakıyor ve daha uzun yaşıyor. İnsana daha uzun yaşama imkanı verdiği için 'iyi' olarak algılanan bu genetik özellik, nesilden nesile geçti ve zaman içinde inanç kavramı yerleşti. Genin diğer genlerle etkileşimi ve ne kadar baskın olduğu, inancın gücünü belirledi. Yani, bu gen tam çalışmıyorsa kişinin inancı zayıf oluyor. Tersine güçlüyse insanın inancı o ölçüde güçleniyor.''

Ateistler de sahiplendi dindarlar da

'İnanç geni'nin bulunması beraberinde tartışmaları da getirdi. Ateistler, "Bu Tanrı'nın olmadığının bir kanıtıdır" dedi. Dindar bilimadamları ise "Asıl Allah'ın insan vücuduna nüfuz ettiğini ve gücünü gösterir" savunmasını yaptı.

Araştırmayı yayınlayan Time dergisine göre, "İnanç geni"nin bulunması, bilim ile din dünyası arasında yüzyıllardır yaşanan, "Tanrı var olduğu için mi inandık, yoksa inanma ihtiyacı mı Tanrı'yı oluşturdu?" tartışmasını yeniden alevlendirdi. Amerikalı biyolog'un "İnanç genini buldum" açıklaması, bilim ve din dünyasına bomba gibi düştü. Ateistler, "inanç geni" keşfinin "Tanrı'nın olmadığının" bir kanıtı olduğunu öne sürdü. Ancak birçok bilimadamı bu görüşe karşı çıktı. Örneğin, Virginia Üniversitesi'nin psikiyatri uzmanı Lindon Eaves'ın konu hakkındaki yorumu şöyle: "Tanrı kavramının beyinde şekillendiği doğru olabilir. Peki neden bu kavram oluşuyor ona bakmak lazım? Yani neden beyinde "inanma" isteğini doğuran kimyasal aktiviteler yaşanıyor? Bence bunun cevabı yine Tanrı'nın gücünde yatıyor.


Tanrı Noktası / God Spot

Tanrı inancının beyinde bulunan "tanrı noktası" isimli bir kısımdan kaynaklandığı keşfedildi. Bilim adamlarına göre bu inanç insanlığın kurtuluşu. Bilim adamları beyinde Tanrı Noktasını kontrol eden 3 kısım olduğunu buldu.

Araştırmalara göre 40 farklı dine mensup kişilerde "Tanrı Noktası" bulundu. Bunların arasında İslam, Hristiyan, Musevilik ve Budizm de yer alıyor. Bu dinlere mensup kişiler üzerinde yapılan araştırmada, kendilerine din ile ilgili sorular sorulduğunda beynin aynı noktasının aynı reaksiyonu gösterdiği keşfedildi.

Dinlerin farklı beyinde farklı bir kısma sahip olmadığını, Din ve Tanrı inancının beynin aynı noktasından kaynaklandığını ileri süren bilim adamları; Din ayrılıklarının kültür farklılıklarından meydana geldiğini düşünüyor.


Bu virüsle inancı yok edecekler

Pentagon, insanlarda ‘Tanrı geni’ diye de adlandırılan VMAT2 genini yok etmek için çalışma başlattı. ABD bununla Tanrı geninin beyindeki bazı molekülleri kontrol ederek, genlerimize işlemiş olan inanç duyusunu yok etmeyi hedefliyor.

Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı Pentagon’un korkunç bir proje üzerinde çalıştığı gösteriyor. İddiaya göre Pentagon insanlardaki inancı sağlayan ve ‘Tanrı geni’ diye de adlandırılan VMAT2 genini yok etmek için çalışma başlattı ortaya çıktı.

Savunma Bakanlığı Pentagon yetkililerine göre planı şöyle işleyecek. Laboratuvarda geliştirilen bulaşıcı bir grip virüsü insanların toplu yaşadığı mekânlarda yayılacak.

Virüs yaygınlaştırılınca bu virüsü engellemek bahanesiyle ‘funvax-fundamentalists vaccine’ yani ‘köktenci aşı’ denilen bir aşı ile kullanılacak. Bunun içinde kuş gribi ve domuz gribi virüslerinde olduğu gibi Dünya Sağlık Örgütü gibi küresel organizasyonlar devre girecek.

Rockefeller Vakfı Raporu

Rockefeller ailesine ait Rockefeller Foundation (Rockefeller Vakfı)’nın 1 Haziran 2010’da yayınladığı rapor “Geleceğe dair uluslar arası kalkınma ve teknoloji senaryoları” (Scenarios for the Future of Technology and International Development) raporda benzer bir plandan söz edilmişti.

Raporun sunum kısmını kaleme alan Rockefeller Vakfı’nın başkanı Judith Rodin, dünya H1N1 virüsünden daha tehlikeli bir virüs ile karşı karşıya olduğunu iddia edip “Alınan hiçbir tedbirin bu virüsün yayılmasını engelleyemez” diyor.

Rockefeller Vakfı’nın başkanı Judith Rodin korku senaryosunu ve kirli planı “Daha şimdiden dünya nüfusunun beşte biri, bu virüsü kapmış. Kısa bir süre sekiz milyondan fazla insan bu virüs yüzünden ölecek” şeklinde özetliyor.

Laboratuarda Geliştirilen Virüs

Rockefeller Vakfı’nda söz edilen virüsle bu aynı virüs mü bilinmiyor ancak belgelere göre insanlarını virüsü engellemek bahanesiyle herkese zorla aşılanacak. Bu sayede de inanmayı sağlayan VMAT2 genin DNA’sı değiştirilecek.

Denemeler Yapıldı

Irak ve Afganistan'daki insanların inançlarını ortadan kaldırılması için aşının bu iki ülkede denendiği iddialar arasında. Videoda ifade edildiğine göre bu virüsü halkların toplu mekanlarda yaygınlaştırılacak.

Wikipedia'da Tanrı geni :

‘Tanrı geni’ tezine göre insanlarda mistisizme ve ruhaniliğe yatkınlaştıran bazı genler vardır. Bu fikri ilke olarak genetik bilimci Dean Hammer savunmuştur. Bu teorinin önemli argümanları şunlardır;

(1) Ruhanilik (dindarlık) derecesi psikometrik ölçümlerle anlaşılabilir.

(2) Dindarlık kısmen kalıtsaldır.

(3) Bu kalıtsallığın bir kısmı VMAT2 (tanrı geni) ile alakalıdır.

(4) Bu gen monoamin seviyelerinin değiştirilmesiyle harekete geçer.



Videodan kesitler:

“Tezimiz şu; Bu insanlar fanatik. Tanrı geni daha fazla. Bu aşı ile onların bu davranışlarını elimine edebiliriz.

Sol tarafta dindar, köktendinci olan insanlardaki VMAT2 (Tanrı Geni) görülüyor. Sağda ise çok dindar olmayanların gen grafiği görülüyor.”


.